Cuma, Şubat 19th, 2010
Hizmet pazarlaması 2 ye ayrılmaktadır. 1. kamu da hizmet pazarlaması, 2. özel sektörde hizmet pazarlaması olmak üzere 2 alt başlıktan oluşur. İnsanların en çok karşılaştığı kamu alanındaki hizmet unsurlarıdır. Çünkü bir insan belli bir sistemin belli bir düzenin hegomanyası altında yaşamını sürdürmektedir. Bunun sonucu olarakta ait olduğu sistemde sistemin temel işleyişini ayakta tutabilmek için ve kendi yaşamını bu sisteme göre idame edebilmesi için kamu da hizmet unsurlarını mutlaka kullanmaktadır. İnsanların kamuda karşılaştıkları hizmet unsurları para konusunda maliyetsizdir, fakat zaman konusunda maliyetlidir. Ayrıca hizmetin etkinliği 0 ile 1 arasındadır. Kamunun her hizmeti sınırlı ve kişisel egolara bağlı olarak yürütülmektedir. Özellikle az gelişmiş ülkelerde bunu görebiliriz. (Örn; Türkiye .. ) Kamu unsurları insan odaklıdır ve insan faliyetleri ile yürütülür. Bu faliyetlerin yetersiz olması içten içe çöküşü temsil eder. Bunu görmek ise yine yetenekli insan unsurlarına bağlıdır ki buda kamu alanında imkansızdır. Kamu çalışanları yeteneksiz ve çevre ilişkilerine dayanan ilişkiler ile görevlerini yürüttüklerinden ortak amaçları kendi çevrelerini maaşa bağlamak olmaktadır. Buda yıkıcı sonuçlar doğurarak hizmet pazaralaması kavramını yok etmektedir. Fakat özel sektörde zaman maliyeti olmaksızın parasal maliyetler vardır. Burada tüketici veya müşteri herzaman 1 ile 2 değeri arasında memnun olarak ayırıl. Memnun olma olasığı yüksektir. Fakat şu bilinmelidir ki hiç bir zaman hizmetler eş değerde değildir. Daima değişkendir. Aynı sonuç elde edilmez.
Özel sektörde daima dinamik kendini güncelleyen ve başarı odaklı sistemler inşa edildiğinden ortak amaç kazanmaktır. Özel sektörde çalışan insanlar hedefleri doğrultusunda, vizyon ve misyon geliştirirek amaçlarına en iyi şekilde ulaşabilemedirler bu yüzden hizmet pazarlamasını en derinlemesine ve en etkin bir şekilde kullanarak pozitif sonuçlar doğurabilmektedirler. Hizmet pazarlamasının en iyi algılandığı ve uygulandığı sektör, özel sektördür.
Pazartesi, Kasım 23rd, 2009
ÇİN HALK CUMHURİYETİ PAZARA GİRİŞ PROJESİ
2001 yılında gerçekleşen Dünya Ticaret Örgütü üyeliği ardından küresel ekonominin en önemli aktörlerinden biri haline gelen Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) son dönemde ülkemizin en önemli ticari ve ekonomik partnerleri arasında yer almaya başlamıştır. Nitekim, dış ticaret rakamlarına bakıldığında da bu durum açıkça görülebilmektedir. 2007 yılı sonu itibariyle değerlendirildiğinde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık %38 artarak 14.2 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. Fakat ticaret hacminde elde edilen bu önemli kapasiteye rağmen ülkemizin ÇHC’ye karşı dış ticaret açığının her geçen yıl büyümesi, ticari ilişkilerimizdeki en önemli sorun olarak dikkati çekmektedir.
ÇHC ile ticari ilişkilerimizde sorun yaratan bir diğer husus ise ihracatımızın ürün bazında çeşitlendirilmemiş olmasıdır. Nitekim, geçen yıla kadar ihracatımızın demir-çelik sektörüne aşırı bağımlılığı, bu sektörde Çin firmalarının alımlarını azaltması neticesinde ciddi bir düşüş trendine girmiş, bu ise ÇHC”ye dönük genel ihracat performansımızı olumsuz yönde etkilemiştir.
2007 yılı sonu itibariyle bakıldığında, ÇHC’nin ülkemizin en önemli ticari partnerlerinden birisi olmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Türkiye’nin ÇHC’ye yönelik ihracatı yaklaşık %50 oranında artarak 1 milyar 39 milyon dolara ulaşmıştır. Bu rakam, aynı dönem itibariyle ÇHC’yi Türkiye’nin en önemli 23. ihraç pazarı yapmaktadır. Öte yandan ÇHC, ülkemizin en önemli ithalat kaynaklarından birisidir. 2007 yılı sonu itibariyle bakıldığında, ülkemizin ÇHC’den yaptığı ithalatın bir önceki yıla göre yaklaşık %37 oranında arttığı ve 13.2 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. ÇHC, aynı yıl itibariyle ülkemizin en fazla ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında 3. sırada yer almaktadır. 2008 yılı ilk dokuz ayına ilişkin rakamlar değerlendirildiğinde ise ÇHC’ye yönelik ihracatımızın, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık % 57 oranında arttığı ve 1 milyar 176 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiği görülmektedir. Aynı dönemde ÇHC’den ithalatımız ise % 30 oranında artarak 12.2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.
Dolayısıyla, ÇHC pazarına dönük ihracatımızın artırılması, ürün yapısının çeşitlendirilerek daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla “ÇHC Pazara Giriş Projesi” hazırlanmış ve 2005 yılı başı itibariyle uygulamaya konulmuştur. Bu proje kapsamında ÇHC pazarı açısından potansiyel arz eden ürün grupları belirlenmiştir. Bu ürün grupları belirlenirken, ülkemizle ÇHC arasındaki ihracat ve ithalatın sektörel yapısı, ülkemiz genel ihracat ve ithalatının sektörel bazda 1999 yılından bu yana izlediği seyir, ülkemiz ekonomisi ve ihracatının sektörel yapısı, ÇHC’nin genel ithalat ve ihracat yapısı, ÇHC ekonomisine ilişkin beklentiler, sektörel yatırım planları ve ÇHC’nin DTÖ’ye tam üyelik sürecinde gümrük tarifelerinde yapacağı indirim süreci gibi unsurlar dikkate alınmıştır. Ayrıca, iki ülke arasındaki ihracat ve ithalat rakamları kullanılarak, sektörel bazda ülkemizin ÇHC karşısındaki karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu ürün grupları tespit edilmiştir.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında, ÇHC’ye yönelik ihracatımızda ön plana çıkabilecek potansiyele sahip olan sektörler aşağıda sunulmaktadır.
· Yenilebilir Yağlar: Zeytinyağı ve Ayçiçek Yağı
· Kimyasallar: Organik ve İnorganik Kimyasallar, Tekstil Kimyasalları, Boyalar(Boya Yardımcı Maddeleri; Oto Boyaları; Vernikler) ve Plastikler (Mühendislik Plastikleri; Plastik Oto Parçaları; Plastikten Levhalar,Yapraklar, Pelikül ve Lamlar; Plastik Ambalaj Ürünleri; Plastik Boru ve Bağlantı Parçaları)
· İnşaat Malzemeleri: Mermer, Seramik Kaplama ve Sağlık Gereçleri, Plastik Yapı Malzemeleri, İnşaat Boyaları, Metal Yapı Malzemeleri (Demir-çelik ve Alüminyum Yapı Malzemeleri), Enerji Tasarrufu Sağlayan Yapı Malzemeleri
Yukarıda belirtilen sektörler tespit edildikten sonra gerçekleştirilen, sektörel bazda yerinde pazar araştırmaları aşağıda gösterilmektedir.
1. İnşaat Malzemeleri Yerinde Pazar Araştırması: 6-9 Nisan 2005 tarihleri arasında ÇHC’nin Şanghay kentinde düzenlenen “Expo Build China-2005” fuarıyla eş zamanlı olarak Müsteşarlığımız yanısıra İGEME ve İMMİB yetkililerinin katılımıyla oluşturulan bir heyetle yerinde pazar araştırması yapılmıştır. Söz konusu heyet kapsamında, fuar alanında katılımcı firmalar ve organizatör firma temsilcilerinin yanı sıra, “Şanghay Doğaltaş Ticaret Birliği”, “Şanghay İnşaat Malzemeleri Sanayi Birliği” ve “Şanghay İnşaat Donanımı, Kapı ve Pencere Ticaret Birliği” ve yetkilileriyle görüşülmüştür. Bu görüşmeler esnasında, karşı tarafa uygulamaya konulan Pazara Giriş Projesi hakkında bilgi verilmiş ve bu kapsamda gerçekleştirilecek etkinliklere destek vermeleri talep edilmiştir. Söz konusu heyet kapsamında ayrıca, “Shanghai Waigaoqiao Free Trade Zone” ve bu Bölge içinde bulunan “Shanghai Waigaoqiao Bonded Exhibition & Trade Center” (BETC) ziyaret edilmiş ve serbest bölge ve BETC’nin Türk firmalarına sunduğu imkanlar hakkında bilgi alınmış ve bu imkanların Türk firmalarına tanıtılması için önümüzdeki dönemde İstanbul’da bir seminer düzenlenmesi konusunda görüş birliğine varılmıştır.
- Kimyasallar Yerinde Pazar Araştırması: Kimyasallar sektöründe, 23-29 Nisan 2005 tarihleri arasında ÇHC’nin Pekin ve Şanghay şehirlerinde, Müsteşarlığımız ve İMMİB temsilcilerinden oluşan iki ayrı heyetle eş zamanlı olarak “Yerinde Pazar Araştırması” gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, gerek Pekin gerek Şanghay ayağında görüşülen kamu ve özel sektör temsilcilerine Türk kimya sektörü hakkında bilgi verilmiş, ÇHC kimya sektörü hakkında bilgi temin edilmiş olup, ayrıca, kimyasallar sektöründe gerçekleştirilecek etkinliklerle ilgili olarak destekleri talep edilmiştir.
Çarşamba, Ekim 7th, 2009
Global pazarlardaki rekabetin giderek şiddetlenmesi ve maliyet azaltma yöntemleri aracılığıyla orta ölçekli firmaların ve perakendecilerin bile lider firmalarla her açıdan yarışabilecek konuma ulaşması, bu firmaların farklı pazarlama ve iletişim stratejileri geliştirmesini zorunlu kılmıştır. Bu strateji geliştirme süreçlerinde farklı ve etkili olanı yapma pek az firmanın aklına gelebilesede sonuç olarak tüketici odaklı olması gerekmektedir. Tüketici odaklı olması, tüketiciyi maddi ve manevi olarak her türlü değeri ile birlikte görmesi firmanın amacına ulaşmasını kolaylaştıracaktır. Örn; Bir A romanının değeri 35 ytl Bu romanın hedef kitlesi Bilim Kurgu sevenler olsun … bu hedef kitleden 2 kişi seçelim 1 öğrenci 1 ise iş adamı olsun .. Bu ürünü öğrenci için ele alırsan öğrencinin gelir düzeyini aştığından ve öğrencinin sürekli yer, mekan, zaman oalrak yer değiştirdiğinden bu A kitabına sahip olmasının bir anlamı olmayacağından öğrenciye lüks gelebilir.. İş adamı için ele alırsak iş adamının geliri bu A kitabını almaya uygun olduğundan alacaktır.. Fakat zaman problemiyle karşılaşması bu kitabın okunurluluğunu etkileyecektir. Bu kitabı bir şekilde çevresindekilere gösterdiğinde yada çevresindekilerin dikkatini çektiği zaman bu kitabı iş adamının okuyamaması ve bunu zaman probleminden dolayı bahane etmesi çevredeki tüketicilerde kitap için geniş zamanları kitabı şeklinde algılanacak ve boş azamnım olursa bu kitabı alabilirim şeklinde olacaktır… YANİ FİYAT HERZAMAN KALİTE DUYGUSU UYANDIRMAZ…. REKLAM HERZAMAN TUTMAZ … Tüketiciye göre değişiklik arz edebilir.. Bu örnekte çok az kriterle değerleme yaptık.. Bu ürünü şu şekilde piyasaya sunabiliriz. Reklam maliyetli iş olduğundan reklam maliyeti kadar kitabı üniversitelerin veya başka okulların kütüpnelerine bağışlayarak buaraad öğrencilerin A kitabını okumalarını sağlamk yazarın ileriki kitapları için reklamsız hazır müşteri ile buluşmasını sağlayacak bi stratetjiler bütünü ile etkin farklı bir yol olarak izlenecektir.
Çarşamba, Ekim 7th, 2009
Tüketici beklentilerindeki artış, kamusal sosyal sorunlara eğilim konusunda kurum ve kuruluşların giderek daha fazla sorgulanır hale gelmesi, reklam, promosyon gibi iletişim araçlarının güvenilirliğinin azalması firmaları farklı iletişim stratejileri yaratmaya zorlayan etkenlerdir. Bu sebeble yapılan olumlu yada olumsuz her türlü pazarlama çabaları markaya doğrudan yansıyacak ve uzun dönemde etkin bir şekilde firmaya yansıyacaktır.
Çarşamba, Ekim 7th, 2009
Halkla ilişkiler çalışmaları karşılıklı anlayış ve iyi niyetin oluşturulması amacını güden bir yönetim sanatıdır. Ayrıca halkla ilişkiler bilimi, içerisinde barındırdığı dürüstlük ve güvenilirlik ilkeleri ile işletmelerin kendilerini en net biçimde tanımlayabildikleri bir iletişim alanıdır. Bu özellikleri ile halkla ilişkiler yeni bir pazarlama silahı olarak yeniden konumlandırılmış ve hızla markalaşma sürecine etkin bir unsur olarak dahil edilmiştir.
Cumartesi, Ekim 3rd, 2009
Marka, üretici veya satıcıların malını tanıtan, onu başkalarının mallarından ayırmaya yarayan isim, terim, sembol veya şekillerin tamamını kapsamaktadır.
Tüketiciyi ve tüketicinin satın alma karar sürecini etkileyen ve şekilendiren özellikle somut ürünleri birbirinden ayıran marka, pazarlama ve reklam faliyetlerinin odak noktasıdır.
Cumartesi, Ekim 3rd, 2009
Güçlü bir marka kazandırdığı avantajlar nedeniyle işletmenin sahip olduğu önemli bir değerdir ve tüketici, üretici ve ülke ekonomisi açısından pek çok yararı bulunmaktadır. Üretici firmalar açısından markanın sahip olduğu değer, markanın hedef kitle içindeki tüketicilerin çoğunluğu tarafından satın almayı etkileyen güçlü çağrışımlarla hatırlanması ve tanınması dolayısıyla oluşan kalite algısı ve marka sadakatinden kaynaklanmaktadır.
Markanın tüketici zihnine sayılan nedenlerle yerşetirilmesi süphesiz etkin bir marka yaratma/geliştirme yaklaşımını getirmektedir. Marka yaratma/geliştirme firmalar tarafından uygulanacak sihirli bir süreç değil, zor uzun zaman alan, maliyetli ve riskli bir süreçtir. Buda doğru kimliğin, tüketicilere tam, doğru ve zamanında iletilmesi yoluyla oluşacak imajın tüketiciler taraından kabul edilmesi ve satın almaya dönüşmesi yoluyla olmatadır. İşletmeler ancak güçlü bir marka yarattıklarında ayakta kalacaklardır. Çünkü ürünler ölür ancak markalar doğru stratej, ve politikalar izlendiğinde sonsuza dek yaşayabilirler.
Markanın piyasaya giriş, yaşama, büyüme, olgunluk ve düşüş gibi seyirleri vardır. Markanın bu seyirleri boyunca sürekli olarak olgunluk seviyesinde kalaması kalite, algılama, reklam ve halkla ilişkiler gibi etmenlerle sağlanmaktadır.